Tüyap Kitap Fuarı ardından

 

Dün benim için çok özel, güzel bir gündü. Güne yapılmayı bekleyen bir sürü işle başlayıp son gün olduğunu fark edip fuara gitmeye karar vererek bitirdim. Sadece karar vererek değil ve de giderek : ) Özeldi çünkü gerçekten kıymet verdiğim, yüreğimde tüm sevdiğim ve takip ettiğim yazarlardan başkaca bir yeri olan, deli zamanlarımda, içimi dinginleştiren, vakur ve naif duruşunu hiç kaybetmeyen biriyle söyleştik. Nazan Bekiroğlu.

 

Okuyucu olarak çok sevdiğiniz bir yazarla görüşmeden evvel şu endişeyi mutlaka yaşarsınız “ya büyüsü bozulursa” zihninizde çizdiğinizden profilden başkaca biriyle karşılaşmak korkutur hep, böyle bir endişe vardı ama tanıyınca onu, yersiz olduğunu anlayıverdim. Çok güzel ve duru bir dille yaklaşık iki saat söyleştik. Kızımın haklı olarak bu iki saat sonunda sıkılması dolayısıyla zaten imzaya dönmüş olan söyleşiden ayrıldık, bir imza, sıcak içten bir tebessüm ve hoş geçen iki saati de yanımıza alarak..

Son gün olması dolayısıyla oldukça kalabalıktı. Bu duruma sevinmedim desem yalan olur. Herkesin  elinde gelmezden evvel oluşturulmuş listeler ve temin edilmiş kitaplar görmek beni çok mutlu kıldı. Okuyor olan bir gençlik görmek de, zira ziyaretçilerin birçoğu öğrenci ve çocuklardı. Hatta bebekler : ) bizde bir o standa bir bu standa sulanan bebekler arasındaydık. Elimiz hep uzanmakla meşguldü. Ve anne hep kızına kitap aldı. Bunu fark edince bir tanede kendine aldı oda çocuk eğitimi üzerine yazılmış bir kitaptı : )) Son zamanlarda blog arkadaşlarının tavsiye ettiği bir kitabı aldım. Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu. Kızımaysa bol bol kalın sayfalı, çevirmesi kolay olabilecek birde yeme eğilimlerinde zarar görmeyecek tarzda kitaplar aldık, zira kâğıtlar, kutularla aramız çok iyi, nerde bulsak yiyoruz : )

Fuarda en çok Penguen ve Leman’ın stantlarını beğendim oldukça renkli ve eğlenceli görünüyordu. Dört bir yanı cıvıl cıvıl gençlerle doluydu.

 

Her salonu doyasıya gezdik, kızım bir uyandı bir uyudu, ama bana ayak uydurmayı her zamanki gibi ihmal etmedi. Çok yorulduğumu fark ettiğim bir anda karşıma teneke oyuncak sergisi çıktı ve bütün yorgunluğumu aldı diyebilirim. “Dedelerinizin oyuncakları” diye not düşmüşler oyuncaklara, büyük keyif alarak gezdim, ardından resim sergilerine bakınıp, iyi ki geldim, diyerek ayrıldım.

 

 Malatya’da yaşadığım her yıl bir gün gelme hayaliyle iç çekerdim, şimdi kızımla gitme fırsatı bulduk, iyide oldu bizim için, çokça tanıdık simayı gördük, selamlaştık, sohbet ettik, tanımadıklarımızla tanıştık, tavsiye kitaplar aldık, eksiklerimizi giderdik.

 

Çocukların bu tarz ortamlara girmeleri, kendi kitap alışverişlerini kendileri yapmaları, bu havayı solumaları kanaatindeyim. Öyle tahmin ediyorum ki bu okuma eğilimlerini arttıracak, var olan eğilimi pekiştirecektir. Ne kadar erken başlarsak o kadar kâr.

 

Böylece bir sonraki yazının konusu da belli oldu, bebeklere kitap tavsiyeleri ; )

 

You may also like

2 yorum

  1. çok iyi etmişsin.çocuklar neyi soluyarak büyürlerse onu seviyorlar.seninki kitap kurdu değil de, kitap kelebeği olacak galiba :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir