Kitap Kokusu

Hayatta en sevdiğin koku nedir diye sorsalar ( bebeklerimden sonra ) kitap kokusudur derim. Üstelik alerjim olmasına rağmen. Ben kitabevlerinden çok sahafları, kitap cefelerden çok kütüphaneleri severim. Ve bazı şeylerin yıllandıkça eskimekten ziyade, kıymetinin artığını düşünürüm. Bunlardan biri de kitaptır. Sararır, okudukça sayfaları yıpranır, kimbilir kaç kişinin elinde sabahlar, kaç kişinin okurken tebessüm eder, ağlar, heyecanlanır. Kaç şehir değiştirir. Nerelerden nerelere gelir. 

Ve bilirim ki herşeyin temeli taa küçülükten atılır. İşte bu sebepten küçücük adımlarıyla kızlarım dün ilk kez kütüphane ziyaretinde bulundular. Minik elleriyle sevde kitaplara dokundu, beğendiklerini alıp okudu, tekrar yerine koydu. Üye olabilmek için gerekenleri öğrendi ve bir sonraki ziyaretinde kitap alabilmek için başvurusunu yaptı. İki bebekli kütüphane gezimizde tüm gözler birden üzerimize çevrilince fotoğraf çekemedik. Sızlanan bebekcik çok fazla vakit geçirmemizide engelledi ama yine de bir koklayıp çıktık.

Ve bende ilk kez semtimin kütüphanesini gördüm. Açıkçası burada bir kütüphane olduğundan habersizdim. Nereden bilebilirdim ki bir kültür merkezinin içerisine sıkıştırılmış bir kütüphane olabileceğini! 

Bir şehirde, bir semtte bazı şeylerin bulunduğu mekan bence  özel olmalı. Ben burdayım diye seslenmeli. Önünden geçerken bir selam etmelisiniz, sana da uğramalıyım diye bir kenara not etmeli bir randevu vermelisiniz. Değil mi ki sadece görüntüsüne, sizi etkileyen bir sloganına yada reklamına vurulup gittiğiniz bir sürü AVM yada mağaza vardır. Kütüphanelerse bir kültür merkezi içerisinde, kıyıda köşede öyle sessiz öyle yok gibi bekler durur.

Yine de en çok kendimi suçlarım bu durumlardan bu kenara çekilmişlikten, arayan bulur, isteyen ulaşır, yine de sen hep bana bize yakın ol kütüphane

You may also like

2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir