Anne Kız Günleri

Daha önce böyle bir başlıkta anne kız yaptığımız etkinliklerden bahsedeceğim deyip biri 6 ay biri 29 ay olan kızlarımla pek ev dışı etkinlikler gerçekleştiremediğimizden öyleyce kalmıştı. Şimdi havaların yavaş yavaş ısınması, küçüğümün artık evde babasıyla vakit geçirebilecek duruma gelmesiyle bizde bazı pazarları anne kız günleri yapmaya karar verdik. Dün kızımla bir çocuk oyununu seyretmeye gittik.

İnsan anne olunca beğendiği, yapmaktan keyif aldığı şeyleri bir an önce çocuğuyla yapmak istiyor daha erken mi acaba? Anlar mı? Biraz sıkılgan bir yapımız var acaba rahatsız  olur mu deyip bekleyivermiştim şimdiye kadar ama tam vakitleriymiş gidince anladım. Çok tanıdık bir oyuna gittik, Kırmızı başlıklı kız : ) Çok da hoşuna gitti. Fotoğraflara bakıp (aa anne yapıyor :) Kalabalığın ve yaşıtlarıyla birarada olmanın ona ne kadar iyi geldiğini farkettim. Kendi kendine sorulara cevap vermeye parmak kaldırmaya başladı ki.. sevindim sevindim ..

 Daha sık yapmalıymışız, daha çok birlikte vakit geçirip özel zamanlar planlamalıymışız. Birlikte geçirdiğimiz kaliteli vakitlerin ne kadar kıymetli olduğunu böyle zamanlardan sonra anlıyorum. Şimdi sırada sinema var bakalım ; )

Continue Reading

Yaşasın!

Sevde’ den 23 Nisan mesajı:

Daha çok açmak istiyorum kollarımı daha çok daha çook, dünyanın taaa öteki ucundaki arkadaşlarımı da kucaklamak, gözlerinin yaşını silebilmek, bi dolu oyuncağımdan onlara da vermek istiyorum. Rengi ne olursa olsun, ırkı ne olursa olsun, dini ne olursa olsun onunla çocuk olduğu için oynamak istiyorum. Onunla hayal etmek, onunla keşfetmek onunla, koşmak istiyorum. Yakınımdaki çocuklarıda çok seviyorum, hele kardeşimi daha çok seviyorum “meniiim kaydeşşş” o. Demem o ki kimsecikler bizim yüzümüzü soldurmasın, kollarımız hep böyle neşeyle açılsın.

Asude’ nin 23 Nisan mesajı:

Keşke ev bomboş olsa, sürekli önümüze engeller çıkmasa bizde rahat rahat emeklesek, hatta hemencek koşmaya başlasak : )

Continue Reading

Kitap Kokusu

Hayatta en sevdiğin koku nedir diye sorsalar ( bebeklerimden sonra ) kitap kokusudur derim. Üstelik alerjim olmasına rağmen. Ben kitabevlerinden çok sahafları, kitap cefelerden çok kütüphaneleri severim. Ve bazı şeylerin yıllandıkça eskimekten ziyade, kıymetinin artığını düşünürüm. Bunlardan biri de kitaptır. Sararır, okudukça sayfaları yıpranır, kimbilir kaç kişinin elinde sabahlar, kaç kişinin okurken tebessüm eder, ağlar, heyecanlanır. Kaç şehir değiştirir. Nerelerden nerelere gelir. 

Ve bilirim ki herşeyin temeli taa küçülükten atılır. İşte bu sebepten küçücük adımlarıyla kızlarım dün ilk kez kütüphane ziyaretinde bulundular. Minik elleriyle sevde kitaplara dokundu, beğendiklerini alıp okudu, tekrar yerine koydu. Üye olabilmek için gerekenleri öğrendi ve bir sonraki ziyaretinde kitap alabilmek için başvurusunu yaptı. İki bebekli kütüphane gezimizde tüm gözler birden üzerimize çevrilince fotoğraf çekemedik. Sızlanan bebekcik çok fazla vakit geçirmemizide engelledi ama yine de bir koklayıp çıktık.

Ve bende ilk kez semtimin kütüphanesini gördüm. Açıkçası burada bir kütüphane olduğundan habersizdim. Nereden bilebilirdim ki bir kültür merkezinin içerisine sıkıştırılmış bir kütüphane olabileceğini! 

Bir şehirde, bir semtte bazı şeylerin bulunduğu mekan bence  özel olmalı. Ben burdayım diye seslenmeli. Önünden geçerken bir selam etmelisiniz, sana da uğramalıyım diye bir kenara not etmeli bir randevu vermelisiniz. Değil mi ki sadece görüntüsüne, sizi etkileyen bir sloganına yada reklamına vurulup gittiğiniz bir sürü AVM yada mağaza vardır. Kütüphanelerse bir kültür merkezi içerisinde, kıyıda köşede öyle sessiz öyle yok gibi bekler durur.

Yine de en çok kendimi suçlarım bu durumlardan bu kenara çekilmişlikten, arayan bulur, isteyen ulaşır, yine de sen hep bana bize yakın ol kütüphane

Continue Reading