Günlerin Telaşında..

Ben bir türlü yetişemiyorum.. günler daha daha daha uzun olsun, bende birikenleri bir an önce toparlayayım istiyorum. Günler uzasın istiyorum ama  bebeklerimin uyanık kalma süreleri de kısalsın :) onlarla gün nasıl geçti, nasıl bitti anlamıyorum, böyle bir ömür geçecek sanırım. Telaşlarda, koşturmacalarda..

Buraya yazdıklarım bir günlük edasında olsun istiyorum ama yazabilmek için çoğunlukla bir etkinlik, yeni bir oyuncak,yeni bir mekan ziyareti bekliyorum. Onlar olmayınca da yazacaklarım birikiyor, unutuluyor, bazende bir rüya oluveriyor. Geçenlerde rüyamda sevdeyle çok güzel bir mekanı ziyaret ediyorduk, bol bol fotoğraf çektiğimi hatırlıyorum blogda paylaşırım düşüncesiyle. Düşünün artık rüyalarımda bile yazı eklemeleri yapıyorum, gerçeğe dökemiyorum o ayrı..

Asude ek gıda sürecine ufak bir giriş yaptı tatlı tatlı meyve pürelerini yemeye başladı. Sevde’ de bu sürece biraz geç geçmiştim. Oldukçada zor olmuştu. Hala seçerek yer. Bu konuda devam eden sıkıntıları büyük çocukta görünce ikincide daha deneyimli ve bilinçli hareket ediyorsunuz. Sevde’ de 6. ayı tamamlayıp geçmiştik/geçememiştik. Asude’ ye 4. ayı tamamlayınca yavaştan tattırmaya, alıştırmaya başladım. Şimdilik iyi ve sorunsuz gidiyoruz, umarım böyle devam eder. Bir bez bırakma operasyonu da denedik ama başarılı olamayıp pes ettik. Ettim. Sanırım bunun için biraz daha vaktimiz var. Bu konuda okuyorum, anneleri dinliyorum. Şunları şunları yaptım sorunsuz, sıkıntısız atlattık diyenler varsa onlarıda dinlemeye hazırım : )

Şimdilik böyle, bakalım gelecek günler neler getirecek bizlere.. Sevgilerde şiiri geliyor aklıma Behçet Necatigil’ in, telaş içerisinde geçsede günler, ertelemeyin sevginizi vermeyi.. eşinizden.. dostlarınızdan ve evlatlarınızdan kendinizi mahrum bırakmayın..

Continue Reading

Bir var, bir Yok..

 

Özledik, bekledik, kavuştuk ve ayrıldık..

Sevde her zamanki gibi ilk başlarda daha tepkili ve soğukken, zaman geçtikçe alıştı ve oyunlarına ortak etmeye başladı ananesi ve dedesini. Boya yapaken mutlaka “dedii dediii” diye seslenişlerini duyduk.

Yol arkadaşı yaptı dedesini kendisine, ananesinin kucağında uyudu, onlarla gezdi, oynadı, arada küstü, bazen şaşırttı (ikeada bulduğu yatağa girip yatarak hatta gözlerini kapatıp bize uyumuş numarası yaparak : ) ve haftasonu onları tekrar Malatya’ya uğurladı.

“Yeniden görüşeceğimiz ana kadar çok özleneceksiniz..”

Continue Reading

Nehir Duru’ nun Bez Kitabı

Bu hafta Malatya’ dan gelen annane ve dedemizi ağırlayacağız evimizde.. Sevinçliyiz, özlem doluyuz, şimdiden bu kısacık zaman nasıl yetecek bize diye düüşünüp duruyoruz. Günler daha uzun ve dolu dolu geçsin diye dua ediyoruz : ) Bakalım iki torunla nasıl bitirecekler haftayı. Özellikle sevde için müthiş olacak, sabah onları karşısında görünceki tepkisini çok merak ediyorum, her ne kadar “deden gelecek kızım” dediğimde “dede deldi” dese de durumun pek farkında olmadığı kesin. Biz dolu dolu bir haftaya adım atarken sizlerle geçen haftalarda tamamlayıp gönderdiğim Nehir Duru’nun giysi dolabını paylaşalım.

Continue Reading

” biz büyüdük ve kirlendi dünya “

Evlat sahibi olmak muazzam güzel bir şey. Sayfaları bembeyaz bir defter var elinizde üstelik kusursuz, benzersiz, şükrünüze şükür ekleyecek kadar temiz.. Onu şekillendirmek, yönlendirmek sizin maharetli ellerinize ve içinize yerleştirilen merhamete, sevgiye bağlı. Bazen durduruyorum hayatı, işlerimi, koşturmalarımı, izlemeye dalıyorum onu.. müthiş.. keşfet dur ..

Öyle duru, öyle temiz, öyle saflar ki her biri.. Büyüyorlar çok çabuk, çok hızlı, ve öğreniyorlar, korkuyu, güvensizliği, aldatılmayı, yalanı..

Ben çocuklarını çok kalabalık bir ailede büyüten bir anne değilim. Yalnız büyütüyoruz denilebilir. Bu özel bir çabayla oluşturulmuş bir şey değil, şartlar dolayısıyla böyle.. Ve bebekliğinden beri onunla, hatta onlarla, konuşurken en çok dikkat ettiğim ve hassaslaştığım şey güvenlerini sarsmadan, yalancı çıkmadan, aldatmadan, korkutmadan kaliteli oyunlar kurmak ve vakti geçirmek oldu. Ama kalabalığa karışıp, insanların çocuklara karşı tavırlarını izlemeye aldığım da sukutu hayale uğruyorum.

Sevgili Büyükler!

Bir çocuk su isterken bardağı ona bir verip bir çekmek, bunun için onu bağırttırmak hatta ağlatacak bir pozisyona getirmek bir oyun değildir. Düpedüz çocuğun zaafıyla oynamak, masumiyetini kirletmektir.

Bir çocuğa şunu yaparsan şunu veririm deyip istediğinizi alınca verdiğiniz sözü unutmuş numarasına yatmak, parka götürürüm, şeker veririm, sana şunu alırım deyip hiçbirini yapmamak marifet değildir. Bunun adı çocuğunuzu yalana alıştırmaktır.

Bir çocuğun karşısında üzülmüş, ağlamış numarası yapıp onu izlemek onun duygularıyla oynamak, onu hissizleştirmektir.

Bir çocuğu daha güzel sohbetlere dalmak, çay keyfi yapmak için iğne yaparımlarla  korkutmak akıl işi değildir.

Bir çocuğu beceremediği bir iş yüzünden yaftalamak, onun bunun çocuğunu örnek göstermek, onun cesareti kırmaktır.

Dahası bunları kendi çocuğunuza değil bir başkasının çocuğuna yapmanızın hiç affedilir tarafı yoktur. Onlar bebekte olsalar, çocukta olsalar sizi anlayan, bilinçli hareket eden, her söylenileni duyan, her gördüğünü kaydeden bireylerdir. Onlar içimizin saflığı, temizliğidir.

Continue Reading