Kızım artık 2 yaşında !

Her gün biraz daha büyüyor, hayattan yaş alıyor, öğreniyor, farkediyor, keşfediyorsun. Sandalyenle heryere uzanabileceğini düşündüğünden, tüm gün onu odadan odaya taşıyarak geziyor, kollarını bağlayıp bana “hıhh” yaparak küstüğünü ifade ediyorsun. Kardeşinin ağlamalarını ilk sen duyup “kaydeşşş alıyooo” nidalarıyla dolanıyorsun evde, dahası herşeyi “neydee” diyerek istiyor bazende soruyorsun. “Anne bu neyde”, ” anne baba neyde” “anne bebi neyde” “anne mama neyde” neyde.. neyde..

Şimdi karşımda oyuncaklarınla yemek pişirip yiyorsun. Seni böyle izlemek.. hayatını.. keşiflerini.. müthiş güzel bebeğim..

Sen hep benim bebeğim olarak kalacak olsanda, artık iki yaşına girip çocukluğa ilk adımını attın.. İçimde sana dair bir yığın temenni var, ama özetle hep güzel günler gör, güzel zamanlardan geç kızım..

İyiki doğdun..

Continue Reading

Bayramın Ardından..

İnsanın yapmak için fırsat kolladığı ama bir türlü zaman ayıramadığı anda hissettiği şey ne ise kaç zamandır, bloga yazı ekleme konusunda  işte bunu hissediyor, böyle yaşıyorum.

Bu fotoğraflar aslında bayram için çekildi ama yazı eklenemediği için şimdi paylaşılıyor.

Annenin bayrama iki gün kala kızı için apar topar diktiği mantosu. Çok beğenildi, provalar esnasında hiç çıkarılmak istenmedi : )

Kendime çok şey diktim ama bu kızıma oyuncak haricinde diktiğim ilk kıyafet. Ve evladına dikmek çook daha keyifliymiş, bir kez daha anladım..

Continue Reading

Kocaman Bir Teşekkür..

Dün kirazzade blogunda bir yazı paylaştı, tüm samimiyeti ve sıcaklığıyla, blog sayesinde tanıdığı ve kurduğu güzel bağlardan bahsedip, beni de anmış. Çok çok güzel sözler edip. Bende onu tanıdığım için çok mutluyum. Tıpkı onun gibi blog sayesinde tanıdığım bir çok kişi aslında aynı mutluluğu tattırıyor bana. Hiç görmeseniz de belki sesini duymasanızda, ortak bir çok noktada buluşup benzerliklerinize şaşırıyor, çok kısa sürede çok güzel sıcak bir bağ kurabiliyorsunuz.

Resimde gördüğünüz bu hediyeler, kitap yapmam için bebeğinin kıyafetlerini yollayan Pırıl hanımın paketinden çıktı. Hepimizi tek tek düşünüp minik minik hediyeler koymuş. Öyle şaşırdım, öyle sevindim ki.. Aslına bakarsanız birbirimizi hiç tanımıyoruz. Ama anne olduğunu biliyorum. Kocaman bir sevgiye, samimi bir dile, ve çok düşünceli bir kalbe sahip olduğunu biliyorum. Ve yeterli sanırım bu..

Continue Reading

Nerelerdeyiz?

Sıkı takip ettiğim bloglarda günlerce bir değişiklik görememek çok canımı sıkar ve çoğunlukla eski sıklıkta bakmamaya başlarım. Benim için kötü hatta fena bir durum. Sonra tekrar takibe aldığımda kaçırdıklarıma üzülür hayıflanırım.

Günlerdir bloga birşeyler ekleyebilmek için fırsat kollasamda bir türlü nasip olmadı, üstüne birde internetimin kesilmesi, bir hafta evden uzakta olmam da eklenince hayli uzun sürdü bu ayrılık. Umarım takip eden izleyicilerim benim yaptığımı yamamış, buraları terk-i diyar eylememiştir. Aslında biriken o kadar çok şey var ki, söyleyecek paylaşacak çok şey ama nedense hepsini anlatmaya çalışırken katlediyorum çoğu cümlemi satır aralarında. Şöyle uzun uzun yazanlara, anlatanlara, şaşırıyor çogunlukla imreniyorum. Ama değil mi ki gerçek hayatta da ben en çok suskunluğu yoldaş edinmişimdir kendime, bundan olsa gerek uzun uzun yazamama sebebim..

Geçtiğimiz hafta Kartal-Uğurmumcu’ daydık. Bu fotoğraflar ordan. Bir hafta biraz dinlendik, biraz hasret giderdik sevdiklerimizle ve ben burda avcılarda ne kadar yorulduğumu farkettim. E-5 e bakan bir evde oturuyorum. Ve araç gürültüsü artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda. Gece ve gündüz hiç bitmeyen hatta azalmayan bir gürültü. Ne çok yoruyormuş bizi. Ne güzelmiş evinin pencerelerinin kocaman bir yeşilliğe açılması.. Tertemiz bir havayı solumak balkonundan.. İstanbul’un tadını çıkarmadığımızı farkediyorum çoğu zaman. İstanbul’da İstanbul’u özlüyorum..

Continue Reading