Oyuncaklı Düşler – I

   

       

    Bir varmış, üç yokmuş.. Sayılar isyanlara koşar olmuş. İnsanların bezdiren matematiksel işlemleri onları oyunlardan ve çocuklardan uzak tutar olmuş. Çocuklar onları ne oyunlarına alır olmuşlar ne de hayallerine. Düşlerden bile uzağa düşmüşler. Dört değil hatta üç bile değil.. iki de değil sadece bir çocuk.. “bir çocuk istesin bizi yeter” der olmuşlar. Ama olmamış.. büyüklere kalmışlar.

    Sayılar büyükleri önce çocuklar gibi sanmışlar.. Olsun onlarla oynarız.. olsun onlarla düşleriz.. olsun onlarla uçarız.. olsun onlarla gideriz demişler.. Sanmışlar ki büyüklerinde çocuklar gibi uçan hayalleri, konuşan oyuncakları.. hiç gökyüzünden inmeyen uçurtmaları.. sonsuza uzanan saymaları.. uykudan evvel yapılan duaları.. çikolata soslu istekleri.. güneş gibi ısıtan tebessümleri.. yıldızlara giden balonları.. arkadaşları.. evleri.. sokakları.. oyunları.. hayalleri.. hepsi vardır sanmışlar..

    Büyüklerle baş başa kalınca anlamışlar hiçbirinin olmadığını. Sıfırı bu iş için görevlendirmişler. “Git araştır bakalım nerde bu büyüklerin çocuklukları” demişler.

    Az gitmiş uz gitmiş sıfır, önce ne çok yol yaptıklarını görmüş büyüklerin. Neden acaba diye düşünmüş. “Bir tane doğru yol varken bu kadar yol niye ki” demiş kendi kendine. “Şaşırmıyorlar mı acaba” demiş “hangisi doğru yol diye.” Yine de gitmiş sıfır.

    Araştırmış çok uzun zaman, yoklamış durmuş büyükleri, kâh ay sonu hesaplamalarına girmiş, kâh alışveriş evveli ceplerine. Sonra öğrenmiş ki büyüklerin o kadar çok istekleri olmuş ki bir türlü güç getirememişler. Her isteklerine karşılık çocukluklarından bir şey vermişler. Sonunda hepsi bitmiş.. Verecek hiçbir şeyleri kalmamış. Ne oyunları kalmış.. ne gökyüzüne uzatabilecekleri uçurtmaları.. ne bitmeyen dondurmaları.. ne yıldızları dilek tutabilecek.. ne deliksiz uykuları, ne de güzel mi güzel rüyaları kalmış. Uçurtmalar tellere takılmış, dondurmalar hep erir olmuş, yıldızları görecek gökyüzü kalmamış, kocaman yaptıkları binalar yüzünden. Onca gürültüye maruz kalan kelebekler, kediler, tavşanlar, ağaçlar bohçalarını toplayıp göçer olmuşlar büyüklerin diyarından. Sıfır onları çocukların oyunlarında bulmuş. Hepsi hikâyesini anlatmaya çalışırken. “Durun!” demiş sıfır “hepinizi dinleyeceğim ama önce şu büyükler işini halletmem gerek” Görevimi yerine getireyim.

    Büyükler her şeylerini verdikleri gibi birde borçlanmışlar. Şimdi bu borçları kapatmak için sayılara ihtiyaçları varmış. Çocuklar biliyormuş ki sayılar sayesinde büyükler kendilerinin de düşlerine sataşırlar. İşte bunun için sayıları terk etmişler.

    Şimdi başta çocuklar, sonra sayılar, sonra bütün oyuncaklar ve onların arkadaşı düşler büyüklerden şikâyetçiymiş. Ne mi  olmuş onlara.. Bekler olmuşlar.. Hikayelerini anlatıp ,düşlerine alacak, oyunlarına arkadaş olacak çocukları..

Continue Reading

Oyuncaklarım(ız)

     Kızım hayatıma kendisiyle birlikte sayamayacağım kadar çok şeyi, geri getirdi. Bunlardan biri oyun ve oyuncaklar oldu. Önceleri onun tenine ve kendine zarar vermemesi için bir kaç deneme yaptım, ve minik çıngıraklar diktim,  çiçek formlarında. Ardından bunları çeşitli hayvancıklar takip etti. Giderek zevkli ve eğlenceli bir hal aldı oyuncak dikmek, hem bebeğine yapıyor olmak, hem yeni bir şeyler üretmek. Bir kaç maymuncuk yaptım ki bunları ben ve etrafımdaki bebecikler dahil hepimiz çok sevdik. Tabi yaplan maymunlar çok seven bebeciklere gitti. Derken oyuncaklar ve talep çoğaldı. Net üzerinde bir dükkâna toplamaya karar verdim. Herbirinin ayrı ayrı hikayesi olsada özde benim oyuncaklarında hikayesi böyle yazıldı.

Continue Reading

Yeni bir yol, yine bir yürüyüş..

Her başlama bir sunuş istiyor. Her adımın arkasında bir amaç, bir varış yer alıyor.  Bazen yürümek bir zorunlulukken bazen tam bir keyif oluyor.

“Yürüdüm adım adım
Masallardan ışık aldım
Güleç yüzüm mahçup kalbim
Kıpkırmızı yürüdüm”

Bundan yirmidört yıl evvel uzun bir yürüyüşe çıktım.. kimi zaman yoruldum, kimi zaman dinlendim, günebakan tarlalarından da, taşlık arazilerden de, güneşli, bulutlu, sakin, telaşeli, bekleyişli vakitlerden de geçtim.. hala yürüyorum.. hala gün görüyorum..

“Yürüdüm aşık oldum
Yürüdüm kaşif oldum
Öğrenmekle geçmiyor hayat
Ağırlaştım yürüdüm”

Yollar geçtim, mekânlar değiştirdim, annemin tedirgin ve özleyişli halini yüreğime, babamın tebessümlü ve sabırlı bakışlarını gözlerime ekledim..  uzaklaştım yakınlaşmak için.. durulmak, huzur bulmak, sûkuna ermek, birlikte yürümek için .. İki yılı devirdim..

“Yürüdüm babam öldü
Yürüdüm kızım oldu
Bazen bahar bazen kara kış
Sızım oldu yürüdüm”

Sekiz ay evvel canıma can geldi, içime bahar, gözlerime fer, yüzüme tükenmeyen bir tebessüm bulaştı, daha hızlı yürüdüm, daha hızlı büyüdüm.. Uykusuz ama ayakta, yorgun ama mutlu, telaşlı ama huzurlu günlerden geçtim, öğrettiğimden çok öğrendim.. Bahara yakın köpüklü gülümsemeler açtı bahçemde, topladım ve biriktirdim.. paylaşarak çoğaltmaya niyetlendim.. Yeni hikayeler yeni heyecanlar yeni mekânlar, oyunlar oyuncaklar ve sesler eklemek için..

“Yürüdüm oyun oldum
Gerçeğim oyun oldu
Ardımda bir çocuk kaldı
Dönüp baktım yürüdüm”*

Merhaba..!

* Feridun Düzağaç – Yürüdüm

Continue Reading