Yine yollara düşmek var..

Böyle bir şarkısı vardır Yavuz Bingöl’ün. “Yine yollara düşmek var.. yine yalnızlık.. yine unutulmak var.. unutamadım..” diye devam eder gider, çok severim, severek dinlerim. Şimdi bizde yine yollara düşüyoruz. Bir süre memlekette olacağız anne – kız. Bu süre zarfında her ne kadar etrafımız kalabalık olsada hep içimizde yalnızlık taşıyacağız. Kızım büyüdükçe babasıyla ayrı geçen vakitleri daha bir farkeder ve anlar oldu. Onu heyecanla bekleyişi, kapıda görünce napacağını bilememesi, böyle zamanları zor kılıyor.

Evet yola düşüyoruz, ama burdan çok uzaklaşmaya niyetimiz yok, yine ses vermeye devam edeceğiz, oyuncaklara devam edeğiz.Belki yeniliklerle döneriz ; ) Sizden de aynı şeyi bekliyorum. Yorumlarınızı eksik etmeyin, yalnız bırakmayın bizi..

Yollar en fazla aradaki mesafeyi açıyor, ama kalp aynı yerinde ve insan gittiği heryere kendini de götürüyor. Sevgisini, yalnızlığını, hüznünü. Kalbim hep geride kalanlarda oluyor bütün yolculuklarımda.

Yine kalbim seninle..

* Fotoğraf 2009 Safranbolu gezimizden.

Continue Reading

Kızım 1 yaşında !

 

Dönüşle birlikte apar topar kısa bir yazı ekleyebildim ancak siteye, ama yaşadıklarımız hiç de kısa değildi böyle. İnsanın ailesinden uzak olması, bazı özel anları birlikte yaşayamaması, o anın azda olsa buruk geçmesine sebep oluyor. Bu gidişimiz de hem bayramı birlikte geçirebilmek, hem çok sevgili arkadaşımın nikahında bulunabilmek, hem ilk yaşımızı dede, anane, teyze ve dayımızla birlikte kutlayabilmek adına güzel bir zamana denk geldi.

İlk olarak ;

Kızımın teyzesi benim sevgili arkadaşım Esin’ i Bursa’ ya yolladık. Herşey güzel, yolunda ve planlı gitti. Zaman zaman gerildiklerini, prosedürlerin onları yorduğunu farkettim ama karşıdan izleyen ancak tebessüm edebiliyor, onlaraysa yorgunluğu kalıyor, tatlı yorgunluk : ) Ömür boyu yürümeye başladıkları yolda ferah ve huzurlu günler görmelerini diliyorum.. Kızım düğünün belli kısımlarına iştirak edebildi, zira tatlı bir huysuzluk konmuştu onunda üzerine.

Yaş günümüzü ailecek kutladık, büyük halalar ve teyzelerle birlikte. Bir gün evvel dayımızla birlikte yaş kurabiyeleri ve pastamızı hazırladık,  pastayı ve kalabalığın gözlerinin kendi üzerinde olduğunu gören kızım uykusuz olmasına rağmen gülücükler saldı etrafa, herşeyin farkında olarak bir yaş aldı şu dünyadan, birden kocaman görünür oldu annesine, birden tüm hareketleri değişiverdi, birden beni  ne çok anladığını farkettim ve bir kez daha onu ne çok sevdiğimi anladım.

Ananemizle birlikte İstanbul’a döndük, bir kaç gün evvel ananemizi bekleyerek ertelediğimiz diş buğdayımızı (ki dişlerimiz 10. ayımızda çıktı) ve babanne ve halalarımız için tekrar bir doğumgünüsü yaptık.  Kızım yaşıt kuzenleriyle gün boyu fır fır döndü, o döndükçe mevsim değişti içime bahar geldi, neşe geldi..

Yaş ve diş kurabiyelerimizi daha önce kullantığım tarifi uygulayarak yaptım. Zencefilli ve bol tarçınlı.Üzerlerini bu kez şeker hamuruyla kapladım. Pastayı Ayşe Yaman’ ın pastasından esinlenerek hazırladım. Pandispanyaları şekillendirip, renklendirdiğim kremşantilerle de üzerini süsledim.Şeker hamurunu, ayak ve biberon figürlü kalıpları Akın Pasta Malzemeleri’ nden satın aldım. ( Tabi siz onları fotoğraflayamadığım için pek göremiyorsunuz )  Eğer bu tür malzemelere ihtiyacınız varsa, aynı gün içerisinde kargoya teslim ediyorlar, fiyatlarda oldukça uygun. Diş kalıbını kendim yaptım. Daha evvel kulandığım ama şekil itibariyle çok işlevsel olmayan bir kalıbı bozup diş şekli verdim. Yine bu kurabiyeleri saplı bir şekilde hazırladım, hem çocuklar çok beğendiler hemde ambalajlandığında oldukça güzel görünüyorlar, çıkışta herkese bunlardan dağıttık. Yemeyip saklayacağını söyleyenlerde vardı, dayanamayıp oracıkta yiyenlerde : )

Böyle zamanlarda fotoğraf çekmek oldukça güç oluyor, şimdi yazıya eklemek için fotoğraf arıyorum ama bulamıyorum..

Zaman geçiyor, büyüyor kızım, büyüyorum..

Continue Reading

Biz geldik : )

Zaman o kadar çabuk geçiveriyor ki, az kaldı herşey yetişecek mi, şu işler ne zaman bitecek, ah bu da yarım tamamlansın, şu da eksik kalmasın diye diye gittik geldik bile.. Kızım anane ve dede kucağında ilk yaşını karşıladı, yine ilk yaşına babasından ayrı girdi.. İlk bayramı olmasada bu kadar çok gezdiği ve kalabalık gördüğü ilk bayramdı. Başta dayısı omak üzre herkese “adee” demeye başladı. Hiç susmadan dakikalarca tek kelimesini anlamadığımız uzun ama hararetli muhabbetlere girdi. İlk adımlarını yine bu iki hafta içinde attı, hiç durmadan yürümeye başladı. Ona anlattığım şeyleri durup dinlemeye, izah ettiğim şeyleri anlamaya ve bir kez görmüş dahi olsa bazı şeyleri hemen taklit etmeye başladı. Bunların hepsi iki hafta içinde oldu kısacası kızım büyüdü, ben inanamasamda..

Anlatacağım çok şey var ertelemek istemiyorum. Ama henüz valizlere dahi dokunamadım, daha vakitlice.. geliceğim..

Continue Reading

Bir rakam seti daha ve kısa bir ara

Bu rakamlar küçük Ekin’cik için hazırlanıp Tokat’a yollandı.

Siparişi yeğenini çok seven bir amca verdi : ) Rakamlar Ekin’e süpris olacak. Benim de bu süpris de bir katkım olsun istedim ve rakam setine bir de sıfırı ekledim. Ekin’ciği buradan kucaklıyorum, O’na güzellikler dolu bir ömür diliyorum.

Ayrıca bu paketin içine, Ekin’ciğin hayırlısıyla yakın zamanda dünyaya gözlerini açacak olan kardeşcağızı içinde küçük bir hediye yerleştirdim, umarım beğenirler.

Hepsini tebessümlü günlerde kullansınlar, hem Ekin, hem kardeşi : )

Bu arada bu rakam setiyle siparişleri bir süre donduruyorum. Bayram tatili dolayısıyla memlekete gidiyoruz kızımla. Bir kaç saat sonra Malatya’ da olacağız hatta : ) Bu süre zarfında gelen siparişleri, dönünce hazırlayabileceğim.

Herkese güzel bir haftasonu, ardından güzel bir bayram diliyorum, tebessümle.. sağlıkla..

Continue Reading

Tüyap Kitap Fuarı ardından

 

Dün benim için çok özel, güzel bir gündü. Güne yapılmayı bekleyen bir sürü işle başlayıp son gün olduğunu fark edip fuara gitmeye karar vererek bitirdim. Sadece karar vererek değil ve de giderek : ) Özeldi çünkü gerçekten kıymet verdiğim, yüreğimde tüm sevdiğim ve takip ettiğim yazarlardan başkaca bir yeri olan, deli zamanlarımda, içimi dinginleştiren, vakur ve naif duruşunu hiç kaybetmeyen biriyle söyleştik. Nazan Bekiroğlu.

 

Okuyucu olarak çok sevdiğiniz bir yazarla görüşmeden evvel şu endişeyi mutlaka yaşarsınız “ya büyüsü bozulursa” zihninizde çizdiğinizden profilden başkaca biriyle karşılaşmak korkutur hep, böyle bir endişe vardı ama tanıyınca onu, yersiz olduğunu anlayıverdim. Çok güzel ve duru bir dille yaklaşık iki saat söyleştik. Kızımın haklı olarak bu iki saat sonunda sıkılması dolayısıyla zaten imzaya dönmüş olan söyleşiden ayrıldık, bir imza, sıcak içten bir tebessüm ve hoş geçen iki saati de yanımıza alarak..

Son gün olması dolayısıyla oldukça kalabalıktı. Bu duruma sevinmedim desem yalan olur. Herkesin  elinde gelmezden evvel oluşturulmuş listeler ve temin edilmiş kitaplar görmek beni çok mutlu kıldı. Okuyor olan bir gençlik görmek de, zira ziyaretçilerin birçoğu öğrenci ve çocuklardı. Hatta bebekler : ) bizde bir o standa bir bu standa sulanan bebekler arasındaydık. Elimiz hep uzanmakla meşguldü. Ve anne hep kızına kitap aldı. Bunu fark edince bir tanede kendine aldı oda çocuk eğitimi üzerine yazılmış bir kitaptı : )) Son zamanlarda blog arkadaşlarının tavsiye ettiği bir kitabı aldım. Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu. Kızımaysa bol bol kalın sayfalı, çevirmesi kolay olabilecek birde yeme eğilimlerinde zarar görmeyecek tarzda kitaplar aldık, zira kâğıtlar, kutularla aramız çok iyi, nerde bulsak yiyoruz : )

Fuarda en çok Penguen ve Leman’ın stantlarını beğendim oldukça renkli ve eğlenceli görünüyordu. Dört bir yanı cıvıl cıvıl gençlerle doluydu.

 

Her salonu doyasıya gezdik, kızım bir uyandı bir uyudu, ama bana ayak uydurmayı her zamanki gibi ihmal etmedi. Çok yorulduğumu fark ettiğim bir anda karşıma teneke oyuncak sergisi çıktı ve bütün yorgunluğumu aldı diyebilirim. “Dedelerinizin oyuncakları” diye not düşmüşler oyuncaklara, büyük keyif alarak gezdim, ardından resim sergilerine bakınıp, iyi ki geldim, diyerek ayrıldım.

 

 Malatya’da yaşadığım her yıl bir gün gelme hayaliyle iç çekerdim, şimdi kızımla gitme fırsatı bulduk, iyide oldu bizim için, çokça tanıdık simayı gördük, selamlaştık, sohbet ettik, tanımadıklarımızla tanıştık, tavsiye kitaplar aldık, eksiklerimizi giderdik.

 

Çocukların bu tarz ortamlara girmeleri, kendi kitap alışverişlerini kendileri yapmaları, bu havayı solumaları kanaatindeyim. Öyle tahmin ediyorum ki bu okuma eğilimlerini arttıracak, var olan eğilimi pekiştirecektir. Ne kadar erken başlarsak o kadar kâr.

 

Böylece bir sonraki yazının konusu da belli oldu, bebeklere kitap tavsiyeleri ; )

 

Continue Reading