Biz geldik : )

0

Yazar Köpürcük | Kategori Bebeğim, Geziyorum | Tarih: 14-12-2009

Etiketler: , , ,

Zaman o kadar çabuk geçiveriyor ki, az kaldı herÅŸey yetiÅŸecek mi, ÅŸu iÅŸler ne zaman bitecek, ah bu da yarım tamamlansın, ÅŸu da eksik kalmasın diye diye gittik geldik bile.. Kızım anane ve dede kucağında ilk yaşını karşıladı, yine ilk yaşına babasından ayrı girdi.. İlk bayramı olmasada bu kadar çok gezdiÄŸi ve kalabalık gördüğü ilk bayramdı. BaÅŸta dayısı omak üzre herkese “adee” demeye baÅŸladı. Hiç susmadan dakikalarca tek kelimesini anlamadığımız uzun ama hararetli muhabbetlere girdi. İlk adımlarını yine bu iki hafta içinde attı, hiç durmadan yürümeye baÅŸladı. Ona anlattığım ÅŸeyleri durup dinlemeye, izah ettiÄŸim ÅŸeyleri anlamaya ve bir kez görmüş dahi olsa bazı ÅŸeyleri hemen taklit etmeye baÅŸladı. Bunların hepsi iki hafta içinde oldu kısacası kızım büyüdü, ben inanamasamda..

Anlatacağım çok şey var ertelemek istemiyorum. Ama henüz valizlere dahi dokunamadım, daha vakitlice.. geliceğim..

Bir rakam seti daha ve kısa bir ara

4

Yazar Köpürcük | Kategori Dükkânım, Geziyorum | Tarih: 19-11-2009

Etiketler: , ,

Bu rakamlar küçük Ekin’cik için hazırlanıp Tokat’a yollandı.

SipariÅŸi yeÄŸenini çok seven bir amca verdi : ) Rakamlar Ekin’e süpris olacak. Benim de bu süpris de bir katkım olsun istedim ve rakam setine bir de sıfırı ekledim. Ekin’ciÄŸi buradan kucaklıyorum, O’na güzellikler dolu bir ömür diliyorum.

Ayrıca bu paketin içine, Ekin’ciÄŸin hayırlısıyla yakın zamanda dünyaya gözlerini açacak olan kardeÅŸcağızı içinde küçük bir hediye yerleÅŸtirdim, umarım beÄŸenirler.

Hepsini tebessümlü günlerde kullansınlar, hem Ekin, hem kardeşi : )

Bu arada bu rakam setiyle sipariÅŸleri bir süre donduruyorum. Bayram tatili dolayısıyla memlekete gidiyoruz kızımla. Bir kaç saat sonra Malatya’ da olacağız hatta : ) Bu süre zarfında gelen sipariÅŸleri, dönünce hazırlayabileceÄŸim.

Herkese güzel bir haftasonu, ardından güzel bir bayram diliyorum, tebessümle.. sağlıkla..

Tüyap Kitap Fuarı ardından

2

Yazar Köpürcük | Kategori Geziyorum, Oku(yo)rum | Tarih: 10-11-2009

Etiketler: , , ,

 

Dün benim için çok özel, güzel bir gündü. Güne yapılmayı bekleyen bir sürü işle başlayıp son gün olduğunu fark edip fuara gitmeye karar vererek bitirdim. Sadece karar vererek değil ve de giderek : ) Özeldi çünkü gerçekten kıymet verdiğim, yüreğimde tüm sevdiğim ve takip ettiğim yazarlardan başkaca bir yeri olan, deli zamanlarımda, içimi dinginleştiren, vakur ve naif duruşunu hiç kaybetmeyen biriyle söyleştik. Nazan Bekiroğlu.

 

Okuyucu olarak çok sevdiÄŸiniz bir yazarla görüşmeden evvel ÅŸu endiÅŸeyi mutlaka yaÅŸarsınız “ya büyüsü bozulursa” zihninizde çizdiÄŸinizden profilden baÅŸkaca biriyle karşılaÅŸmak korkutur hep, böyle bir endiÅŸe vardı ama tanıyınca onu, yersiz olduÄŸunu anlayıverdim. Çok güzel ve duru bir dille yaklaşık iki saat söyleÅŸtik. Kızımın haklı olarak bu iki saat sonunda sıkılması dolayısıyla zaten imzaya dönmüş olan söyleÅŸiden ayrıldık, bir imza, sıcak içten bir tebessüm ve hoÅŸ geçen iki saati de yanımıza alarak..

Son gün olması dolayısıyla oldukça kalabalıktı. Bu duruma sevinmedim desem yalan olur. Herkesin  elinde gelmezden evvel oluÅŸturulmuÅŸ listeler ve temin edilmiÅŸ kitaplar görmek beni çok mutlu kıldı. Okuyor olan bir gençlik görmek de, zira ziyaretçilerin birçoÄŸu öğrenci ve çocuklardı. Hatta bebekler : ) bizde bir o standa bir bu standa sulanan bebekler arasındaydık. Elimiz hep uzanmakla meÅŸguldü. Ve anne hep kızına kitap aldı. Bunu fark edince bir tanede kendine aldı oda çocuk eÄŸitimi üzerine yazılmış bir kitaptı : )) Son zamanlarda blog arkadaÅŸlarının tavsiye ettiÄŸi bir kitabı aldım. Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu. Kızımaysa bol bol kalın sayfalı, çevirmesi kolay olabilecek birde yeme eÄŸilimlerinde zarar görmeyecek tarzda kitaplar aldık, zira kâğıtlar, kutularla aramız çok iyi, nerde bulsak yiyoruz : )

Fuarda en çok Penguen ve Leman’ın stantlarını beÄŸendim oldukça renkli ve eÄŸlenceli görünüyordu. Dört bir yanı cıvıl cıvıl gençlerle doluydu.

 

Her salonu doyasıya gezdik, kızım bir uyandı bir uyudu, ama bana ayak uydurmayı her zamanki gibi ihmal etmedi. Çok yorulduÄŸumu fark ettiÄŸim bir anda karşıma teneke oyuncak sergisi çıktı ve bütün yorgunluÄŸumu aldı diyebilirim. “Dedelerinizin oyuncakları” diye not düşmüşler oyuncaklara, büyük keyif alarak gezdim, ardından resim sergilerine bakınıp, iyi ki geldim, diyerek ayrıldım.

 

 Malatya’da yaÅŸadığım her yıl bir gün gelme hayaliyle iç çekerdim, ÅŸimdi kızımla gitme fırsatı bulduk, iyide oldu bizim için, çokça tanıdık simayı gördük, selamlaÅŸtık, sohbet ettik, tanımadıklarımızla tanıştık, tavsiye kitaplar aldık, eksiklerimizi giderdik.

 

Çocukların bu tarz ortamlara girmeleri, kendi kitap alışverişlerini kendileri yapmaları, bu havayı solumaları kanaatindeyim. Öyle tahmin ediyorum ki bu okuma eğilimlerini arttıracak, var olan eğilimi pekiştirecektir. Ne kadar erken başlarsak o kadar kâr.

 

Böylece bir sonraki yazının konusu da belli oldu, bebeklere kitap tavsiyeleri ; )

 

Gezi Notları – I

3

Yazar Köpürcük | Kategori Geziyorum | Tarih: 29-08-2009

Etiketler: , ,

                                             Sapanca – Safranbolu – Bulak Köyü

Hayatım boyunca sırtında çantası diyar diyar dolaşan Japonlar, Koreliler ve bilumum çekik gözlülere özenmiş, seyyah olma isteğimi hep sıcak tutmuş olan ben, bu isteği ailemle ilk kez gerçekleştirdim.
Yola koyulmak ve yolda olmak beni her daim heyecanlandırmış ve mutlu kılmıştır.
Geçen haftada küçük kızımızla birlikte dört günlük bir gezi için yola çıktık. İstikamet Maşukiye – Safranbolu – Amasra hatta Nevşehir ve Konya idi. Son iki şehri bir sonraki geziye ertelemek zorunda kaldık zira Safranbolu’yu çok sevmiştik.
İlk gün evden biraz gecikmeli çıktığımız için günü fazla değerlendiremedik. Maşukiye’ de vereceğimiz konaklamayı atlayıp Sapanca’ ya geçtik. Nedense İstanbul’ dan çıkınca her yer Anadolu her insan sıcak ve samimi geliyor insana. Sora sora, bir yandan da haritamıza baka baka göl kenarında Merve ve Mustafa Kukut tarafından işletilen Kıyı restoranda ilk molamızı verdik. Ve biz burayı çok sevdik.

Mekân daha ziyade bir dinlenme yeri gibi düzenlenmiş. Göl kıyısında kocaman bir bahçe karşılıyor sizi.

Masalar ağaçlar arasına yerleştirilmiş ve her birinin kenarlarına birer hamak iliştirilmiş, Keyif yapmayı seven babalar ve diplerinden ayrılmayan kızları için. Ahşap salıncaklar, oyun alanları, ağaç evleri, muhabbet kuşları, bir anda burada tüm günü geçirmeli dedirtiyor insana..

Gölün hemen kıyısında çardaklar yer alıyor, biz kızımız rüzgârdan etkilenir diye orda oturmaktan vazgeçip ağaçlar arasına karar versek de ufaklığın aklı hep ötüp duran kaz ve ördeklerin seslerinde kaldı. Bir süre babayla hamak keyfi yapıp dolanıp durduk. Yemeği ağaçlar arasında, çayı çardaklarda yudumlayıp yola koyulduk. Gün yavaş yavaş elini akşama vermeye başlamıştı.

Eşimin, gece uzun yol tecrübesi olmaması içime kurt düşürse de, yol boyunca muhabbet, sohbet, kah km hesaplamaları, kah plakalar, nüfuslar, bozuk satıh muhabbetleri, yolu keyifli kıldı. Gece yarısı Karabük’ e ulaşmış ve daha fazla ilerlememe kararı alıp orda konaklamaya karar vermiştik. Tabi konaklayacak bir yer bulabilirsek. Karabük mü çok küçük, biz mi bir yer bulamadık bilemiyorum, tarif üzeri daha önce görüp es geçtiğimiz bir yerde geceyi geçirdik. Bu arada kızım yolda bana hiç sıkıntı çıkarmadı. Ve uyku düzeni evdeki gibi devam etti. Arada bir tünellerin ışığı rahatsız etse de uykusundan vazgeçmedi : ) Yolda bebekle gece geçirecek ailelere tavsiye ediyorum, ana kucağınızı mutlaka yanınıza alın, ben çok faydasını gördüm.

Sabah kızımız uyanır uyanmaz otelden ayrıldık ve tekrar yola koyulduk. Kahvaltımızı Safranbolu’ ya erteleyip, benim yolluk diye hazırladığım açmalarla idare ediverdik. Zira otelin kahvaltısına pek güvenemedik.

Sanırım biz Safranbolu’ya girdiğimizde şehirde insanlarda henüz yeni yeni uyanmıştı. İlk, bir ismide Hıdırlık olan seyirlik tepesine çıkıp, şehri seyrettik uzun uzun. O tepede sardı bizi Safranbolu, çok sevdik bu şirin şehri.

Beyaz badanası ve ahşap pencereleriyle şehre tebessüm katan o cumbalı evler, insanı alıp götürüyor.1994 yılında UNESCO tarafından dünya miras listesine alınmış. Gerçekten de o doğal dokusu hiç bozulmamış kentin, dar sokakları, tarihi çeşmeleri, hanı, hamamı ve konaklarıyla sıcacık bir kent.

Seyri bitirip kahvaltı yapmaya karar verdiğimizde şehirde yavaştan hareketlenmişti. Arabamızı park edip, bebek arabasını aldık ve bir iki sokak ilerlemeden pişman olduk : ) Zira Safranbolu sokakları hep patika olduğundan araba kullanılabilecek gibi değil. Yol boyunca bizim gibileri uyarıp durduk : ) Ve böylece kızım bana araba babamıza kaldı.

Ben kızımı 3. aydan sonra hep kanguruda taşıdım. Bebek arabasından daha kolay ve zahmetsiz geldi.. 2 ay evvelinde de kendime bu modelden baby sling diktim ve onu kullanıyorum. Açıkçası çok rahat ediyorum ve çok memnunum. Ve sanırım bu durumdan bir tek hoşnut olan ben değilim, kızımın da keyfi yerinde ve aslında birazda bu sebepten bebek arabasını kullanamıyoruz.

Safranbolu’ nun çok şirin bir çarşısı var. Bir takım ahşap hediyeliklerin, süslemelerin, buraya özel baskılı masa örtülerinin ve tabi safran lokumlarının satıldığı küçük bir çarşı. Biz bu çarşıyı dolaşırken kalacağımız pansiyonda belli olmuştu. Safranbolu’ da kaldığımız iki günü Bastoncu pansiyonda geçirdik.

Burası gezimizin en dinlendirici mekânı oldu sanırım. Yasemin hanım ve ailesi tarafından işletilen bu pansiyon beş oda, giriş avlusu ve küçük bir bahçeden oluşuyor. Konak sahipleri de yine burada yaşıyor. Sıcak samimi ve şirin bir mekan. Konakta en çok hoşlandığım şey ayakkabınızı çıkarmak zorunda olmamızdı zira kızım emeklemeyi özlemişti : ) o avluda kah yürüme kah emekleme çalışmaları yaparken biz odamızı seçtik. Sedirine kurulup dinlendik..

Günü o kadar dolu dolu geçirmişiz ki şimdi düşününce şaşırıyorum. İnsan gerçekten dinlenince erkenden kalkıyor ve günün bereketinden nasibini alıyor. Dinlenip yorgunluğumuzu attıktan sonra bulak mağarasına gitmeye karar verdik. Lakin mağaranın o kadar tepede olabileceği nedense aklımıza gelmedi : )

Bebekle çıkmak hayli yorucu oldu benim için, üstelik çok soğuktu içersi fazla ilerleyemeden geri dönmek zorunda kaldık. Ama müthiş etkileyiciydi. Mağaranın uzunluğu 6000 metre civarında ve 400 metresi ziyarete açık. İçerisinde bir şelale ve iki ayrı göl var. İnsanın şükrünü artırıyor..

Kızımızın uyku saati günü bitirmemize sebep oldu. Cır cır öten ağustos böcekleri eşliğinde : )

Devamı sonraki yazıya.. Bunu bile çok geciktirdiğimin farkındayım ama..

Biz ve Ramazan hoÅŸ geldi..

5

Yazar Köpürcük | Kategori Geziyorum | Tarih: 21-08-2009

Etiketler: , ,

Kısa bir yolculuÄŸu uzun uzun hissedip döndük evimize ve Åžehr-i İstanbul’ ulumuza.. Bizimle birlikte ayların en kıymetlisi Ramazan’ da geldi.. İyi ki geldi..

Gezi notlarını en kısa zamanda yazmaya çalışacağım, bereketli günler ve sofralar diliyorum..