Ağırladığımız bayram, tavşanımız ve geçen günler..

İnsan bir şeyi ertelemeye görsün bir daha toparlaması oldukça güç oluyor. Hele anneyse, günü gününe tutmuyor ve her an yeni bir şey olup onu şaşırtıyorsa, ertelemelerin yerini istikrar ve düzene bırakması gerekiyor. “Öyle oluyor mu? Olabiliyor mu?” sorusuna pek yanıt veremiyorum : ))

Blogumda son zamanlarda benim ertelemelerimden nasibini aldı. Sürekli kendi içimde yazıp yazıp dursam da bir türlü ekleyemedim.. Arada ramazanı ve bayramı ağırladık. Davetlere katılıp, oyuncaklar diktik, her geçen gün büyüyen bebeğimizi  izledik, izledik..
Ramazan her zaman ki güzelliğiyle geçmesine rağmen, bayram buruktu biraz benim için. Ailemden ve memleketimden uzakta olmamın etkisi belki de ama en çok da heyecanla beklenen bir bayram sabahının olmayışı, döne dolana barış amcanın “bugün bayram erken kalkın çocuklar” şarkısını duy(a)mayışım, kapıya gelip bütün neşesiyleiyi bayramlaaaardiyecek çocuklar beklerken, tek bir ziyaretin bile olmayışı, ceplerimin eskisi gibi bayram şekerleriyle dolmayışı.. dahası .. dahası.. uzayıp gider ..
Onlar gider bir kez daha, daha güzel gelmek üzere : )) bize de bir sonrakine en güzel şekilde ağırlamak düşer..
Fotoğrafında bize gülümseyen tavşanımızın hikayesini de paylaşıp yol alalım bizde. Tavşanımız geçen hafta doğum günüsü olan benim arkadaşım, kızımın şeker teyzesi olan Hatice içindi. Yaptığım oyuncaklar arasında en sevdiğim bu tavşan diyebilirim çok şirin geliyor gözüme : ) Biz hediyemizi verirken öğrendik ki arkadaşımın elinden bunu alacak bir bıcırık geliyor. Sevindik, mutlu olduk, tebessümlendik ; ) Burdan anneye keyifli geçecek bir hamişlik diliyorum. Fotoğrafı arkadaşım hazırlayıp göndermiş değiştirmek istemedim aynen ekliyorum.

Ben de bu tavşandan istiyorum derseniz iletişim bölümünden irtibata geçebilirsiniz. : ))

Continue Reading

Oyuncaklı Düşler – I

   

       

    Bir varmış, üç yokmuş.. Sayılar isyanlara koşar olmuş. İnsanların bezdiren matematiksel işlemleri onları oyunlardan ve çocuklardan uzak tutar olmuş. Çocuklar onları ne oyunlarına alır olmuşlar ne de hayallerine. Düşlerden bile uzağa düşmüşler. Dört değil hatta üç bile değil.. iki de değil sadece bir çocuk.. “bir çocuk istesin bizi yeter” der olmuşlar. Ama olmamış.. büyüklere kalmışlar.

    Sayılar büyükleri önce çocuklar gibi sanmışlar.. Olsun onlarla oynarız.. olsun onlarla düşleriz.. olsun onlarla uçarız.. olsun onlarla gideriz demişler.. Sanmışlar ki büyüklerinde çocuklar gibi uçan hayalleri, konuşan oyuncakları.. hiç gökyüzünden inmeyen uçurtmaları.. sonsuza uzanan saymaları.. uykudan evvel yapılan duaları.. çikolata soslu istekleri.. güneş gibi ısıtan tebessümleri.. yıldızlara giden balonları.. arkadaşları.. evleri.. sokakları.. oyunları.. hayalleri.. hepsi vardır sanmışlar..

    Büyüklerle baş başa kalınca anlamışlar hiçbirinin olmadığını. Sıfırı bu iş için görevlendirmişler. “Git araştır bakalım nerde bu büyüklerin çocuklukları” demişler.

    Az gitmiş uz gitmiş sıfır, önce ne çok yol yaptıklarını görmüş büyüklerin. Neden acaba diye düşünmüş. “Bir tane doğru yol varken bu kadar yol niye ki” demiş kendi kendine. “Şaşırmıyorlar mı acaba” demiş “hangisi doğru yol diye.” Yine de gitmiş sıfır.

    Araştırmış çok uzun zaman, yoklamış durmuş büyükleri, kâh ay sonu hesaplamalarına girmiş, kâh alışveriş evveli ceplerine. Sonra öğrenmiş ki büyüklerin o kadar çok istekleri olmuş ki bir türlü güç getirememişler. Her isteklerine karşılık çocukluklarından bir şey vermişler. Sonunda hepsi bitmiş.. Verecek hiçbir şeyleri kalmamış. Ne oyunları kalmış.. ne gökyüzüne uzatabilecekleri uçurtmaları.. ne bitmeyen dondurmaları.. ne yıldızları dilek tutabilecek.. ne deliksiz uykuları, ne de güzel mi güzel rüyaları kalmış. Uçurtmalar tellere takılmış, dondurmalar hep erir olmuş, yıldızları görecek gökyüzü kalmamış, kocaman yaptıkları binalar yüzünden. Onca gürültüye maruz kalan kelebekler, kediler, tavşanlar, ağaçlar bohçalarını toplayıp göçer olmuşlar büyüklerin diyarından. Sıfır onları çocukların oyunlarında bulmuş. Hepsi hikâyesini anlatmaya çalışırken. “Durun!” demiş sıfır “hepinizi dinleyeceğim ama önce şu büyükler işini halletmem gerek” Görevimi yerine getireyim.

    Büyükler her şeylerini verdikleri gibi birde borçlanmışlar. Şimdi bu borçları kapatmak için sayılara ihtiyaçları varmış. Çocuklar biliyormuş ki sayılar sayesinde büyükler kendilerinin de düşlerine sataşırlar. İşte bunun için sayıları terk etmişler.

    Şimdi başta çocuklar, sonra sayılar, sonra bütün oyuncaklar ve onların arkadaşı düşler büyüklerden şikâyetçiymiş. Ne mi  olmuş onlara.. Bekler olmuşlar.. Hikayelerini anlatıp ,düşlerine alacak, oyunlarına arkadaş olacak çocukları..

Continue Reading

Oyuncaklarım(ız)

     Kızım hayatıma kendisiyle birlikte sayamayacağım kadar çok şeyi, geri getirdi. Bunlardan biri oyun ve oyuncaklar oldu. Önceleri onun tenine ve kendine zarar vermemesi için bir kaç deneme yaptım, ve minik çıngıraklar diktim,  çiçek formlarında. Ardından bunları çeşitli hayvancıklar takip etti. Giderek zevkli ve eğlenceli bir hal aldı oyuncak dikmek, hem bebeğine yapıyor olmak, hem yeni bir şeyler üretmek. Bir kaç maymuncuk yaptım ki bunları ben ve etrafımdaki bebecikler dahil hepimiz çok sevdik. Tabi yaplan maymunlar çok seven bebeciklere gitti. Derken oyuncaklar ve talep çoğaldı. Net üzerinde bir dükkâna toplamaya karar verdim. Herbirinin ayrı ayrı hikayesi olsada özde benim oyuncaklarında hikayesi böyle yazıldı.

Continue Reading
1 10 11 12